Suriye’de Kürtler vatandaş bile kabul edilmediği halde Esed zulmüyle örgütsel ittifak yapan KCK/BDP ekseni, utanmadan ”Kürt halk hareketi”nden bahseder.
Gültekin Avcı/ Bugün
Humus ve bir KCK hayali
Masumun üstüne zulüm, Kandil’in üstüne kan döktü geceler Humus’ta.
Gözyaşları havan toplarında ve makineli mermilerinde kurudu.
İnsan için insandan daha tehlikeli bir varlık olmadığı tragedyası bir kez daha sahnelendi.
Ortadoğu dengelerinden, Şii jeopolitiğinden, KCK’nın Esed’e bendegânlığından ve daha nice lanet hesaptan bihaber bedenler, son kez havan toplarının gümbürtüsüyle, Baas mermilerinin vızıltısıyla veda ettiler insanlığa.
“Zulümle abad olunmaz” hakikati, Libya’da, Mısır’da ve Tunus’ta olduğu gibi Suriye’de de er geç tecelli edecek.
BM Güvenlik Konseyi’nde Esed zulmüne hamilik eden Rusya ve Çin’e…
Baba Hafız Esed’in Hama katliamına göz kırpan İran’ın, yıllar sonra Humus’ta da aynı şeytani tebessümü takınmasına…
Bir kısım Arap Birliği üyelerinin Esed rejimi ile hâlâ ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürme politikalarına…
Mazlum Suriye halkını terörist olarak gören terörist PKK’ya rağmen…
Esed ve Suriye Baas rejimi bitmiştir.
Asırlar boyu sayısı meçhul zalimleri ve diktatörleri bağrında eriten toprak, elbet Esed’i de yutacak.
“İnsanlık” hiçbir zaman “iktidar duygusu” kadar değer kazanmadı ki…
Böylelikle vahşet ve zulmün kanlı mürekkebi tarih sayfalarından eksik olmadı.
Olmayacak da.
Postmodern çağın zalimleri ateşten kalemleri ve şeytanlaşan yürekleriyle nice kanlı sayfaları daha yazacaklar.
Lakin kimi siyasal entrikalarla, kimi küresel güç oyunlarıyla, kimi insanlığın müdahalesiyle, kimi de ölümle sahneden çekilecekler.
Sonuçta her zalim ölmek/öldürmek için yaşar, insanlığın bittiği bir zamanda şükür ki er geç ölüm yetişir ve zalimin ölümüyle güller açar mahzun ve mazlum gönüllerde.
“İyi ki ölüm var” diyen mazlumların sevincinden utanmayı bile bilmez insanlık iddiasındaki gölgeler.
Hakikat çizmelerini giyerken, yalan tüm dünyayı dolaşsa da…
Yalancılar mum yerine jeneratör kullansa da…
Hakikatin kandili er geç yanar, bilinir.
Bilinir bilinmesine ama zulüm ve adaletsizlik kredisini sonuna kadar kullanır maalesef.
Masumlar hakikatlerin bir kez daha tecelli etmesi ve tarihin bir kez daha tekerrür etmesi için feryad etmeye, kan revan içinde toprağa düşmeye devam eder.
“Ezilenlerin çığlığıyız” diyen sosyalistler, söz konusu emek ve ezilen halk yığınları olduğunda mangalda kül bırakmayan CHP’liler ve halkların kendi kaderini tayin hakkından bahseden BDP’liler…
Yüz çevirirler masumların çığlığından kendi ihtiraslarının fısıltılarına.
Onların masum ve mazlum tanımlarına kondurdukları kendi zorbaları var.
Biri darbeci zorbalara masumiyet ağıtları yakarken öteki terörü meşrulaştırmanın derdinde.
Sadece kendine sosyal demokrat CHP, sözle dahi tepki koymaktan imtina eder.
Suriye’de Kürtler vatandaş bile kabul edilmediği halde Esed zulmüyle örgütsel ittifak yapan KCK/BDP ekseni, utanmadan “Kürt halk hareketi”nden bahseder.
CHP yıllar boyu imtiyazlı yaşadığı seçkinler saltanatının kırılan parçalarını toplama derdindeyken, BDP hayallerindeki Kürt ulus devletinin kurucu ve tek parti CHP’si olma gayesinde.
100 yıl geriden gelen bu siyasal BDP kafası, Kürt’e yeniyi değil, faşizan bir eskiyi vadediyor.
Bunun için tutarsızlıklar çizgisi oluşturdular.
Faili meçhullerdeki ve JİTEM kazılarındaki sessizlikleri, bunun son göstergelerinden biri.
Zira ses çıkarsalar PKK’nın infaz ettiği binlerin hesabıyla zorlanacaklar.
Barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları namesi yapanlar, tutuklu KCK’lılar için ortalığı ateşe veren BDP’liler, PKK içi infazlara ne diyorlar?
Şemdin Sakık, PKK tarafından infaz edilen binlerce Kürt’ün kafataslarının Bekaa’da gömülü olduğunu söylüyor ve insan hakları savunucularını göreve davet ediyor.
“Gelsinler Bekaa’yı kazsınlar!”
Yıllardır herkese uygulanan, hatta son zamanlarda generallere bile uygulanan hukuk kurallarına bile isyan eden BDP, PKK’nın her infazını “KCK hukuku”nun gereği olarak görüyor.
Efendilerini ele verme lüksü yok çünkü.
Devlet modern hukuka dayanan kurallara göre ifadenizi bile alsa isyankârlık ve terör.
Ama PKK her kimi hangi saikle öldürürse öldürsün itaat ve saygı.
Hayalinizdeki KCK devletini yönetiyor olsaydınız da, sizin potansiyel PKK’nız olacak olan Hizbullah size böyle yapsaydı ne yapardınız?
Hayaliniz gerçek olsa bile sonunuzu Libya, Mısır ve Tunus’ta görmediniz mi?